
Fieracavalli Riding by the Sea, bu yıl ilk kez düzenlenerek at dünyasını fuar alanının sınırlarının ötesine, deniz kıyısına taşıyor. İngiliz çimlerinin ve görkemli kır malikânelerinin zarafetinden ilham alan etkinlik, heykelsi formlardaki şapkalar ve özenle tasarlanmış takımlarla şekillenen özgün ve çağdaş bir binicilik stilini sahile taşıyor.
Atlar ve sahil arasındaki buluşmanın kökleri oldukça eskiye dayanıyor. Guadalquivir Nehri'nin denize döküldüğü Sanlúcar de Barrameda'da, 1845 yılından bu yana kumlar üzerinde at yarışları düzenleniyor. Ağustos akşamlarının gelgitle şekillenen sahili ve Doñana sulak alanları yarışlara benzersiz bir atmosfer kazandırıyor. Deauville'de hipodrom Manş Denizi'ne nazır konumlanırken, İrlanda'nın Laytown kentinde ise sahil şeridi yılda bir kez resmi bir yarış pistine dönüşüyor.
Fieracavalli Riding by the Sea, bu köklü geleneği Adriyatik kıyılarına taşıyor ve 3-6 Eylül tarihleri arasında Porto Sant'Elpidio'da gerçekleştiriliyor.
Binicilik dünyasının kendine özgü kıyafet kodu, İngiliz kır malikânelerinde doğmuş ve en katı biçimini Ascot'ta kazanmıştır. Ancak bu zarafetin sahile uyarlanmasına ilham veren önemli örnek Goodwood'dan geliyor. 1906 yılında Kral VII. Edward, klasik redingot ve silindir şapka yerine keten takım elbise ve Panama şapkasıyla ortaya çıkarak daha rahat, ancak zarafetinden ödün vermeyen bir stilin öncülüğünü yaptı.
Daha sıcak iklimlere de uyum sağlayan bu “rahat zarafet” anlayışı, Riding by the Sea stilinin de temelini oluşturuyor.
Erkekler için temel yaklaşım, katı olmayan ancak güçlü bir siluet yaratmak.
Takım elbise stilin vazgeçilmez parçası olmayı sürdürürken, kumaş ve renk seçimleri mevsime uyarlanıyor. Yünlü kumaşların yerini keten ve pamuk karışımları alırken; pudra mavisi, bej ve adaçayı yeşili gibi sofistike tonlar öne çıkıyor.
İngiliz polo sahalarının ikonik parçası blazer ceket de bu görünümün merkezinde yer alıyor. Genç Charles'ın Cowdray Park'ta saha kenarında, daha sonra üzerine Maple Leafs formasını giyerek sahaya çıkmadan önce tercih ettiği klasik İngiliz blazer stili, günümüzde de modern yorumlarıyla varlığını sürdürüyor. Oğlu Harry ise Aspen'deki Sentebale ISPS Handa Polo Cup'ta benzer yaklaşımı kum tonlarında bir ceket ve açık renk pantolonla yeniden yorumladı.
İdeal görünüm; iki düğmeli, yapılandırılmamış bir ceket, beyaz veya ince çizgili gömlek ve klasik ya da hakim yakadan oluşuyor. Ceket altında kısa kollu gömlek tercih edilmemesi ise stilin temel kurallarından biri. Pantolonlar düz kesimli olmalı; dar kesimlerden kaçınılmalı.
Ayakkabı seçiminde ise sade tasarımlı sneaker'lar, loafer'lar, espadril benzeri tekne ayakkabıları veya taba ve konyak tonlarında süet modeller öne çıkıyor.
Kravat veya cep mendilinde puantiyeler, paisley desenleri ve regimental çizgiler gibi detaylar görünüme karakter kazandırıyor. Son dokunuş ise dokuma toquilla samanından bir Panama şapkası veya hafif bir fötr şapka ile tamamlanıyor. Böylece Goodwood'un zamansız atmosferini taşıyan sofistike bir görünüm ortaya çıkıyor.
Kadınlar için ise stilin temelinde temiz siluetler ve ölçülü bir zarafet anlayışı bulunuyor.
Baş aksesuarı, kadın binicilik stilinin odak noktasını oluşturuyor. Bu alandaki referanslardan biri, Cecil Beaton tarafından My Fair Lady filminde Audrey Hepburn için tasarlanan gardırop. Bununla birlikte, at üzerinde aktif olarak yer alan kadın biniciler bu klasik kodları günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumluyor. Rekabetçi binici ve Chanel marka elçisi Charlotte Casiraghi'nin Chanel imzalı tüvit ceketiyle at üzerinde gerçekleştirdiği geçiş, terzilik geleneğinin eyer üzerinde dahi zarafetini koruyabileceğinin güçlü bir örneğini sunuyor.
Elbise ise kadınlar için stilin başrolünü üstleniyor. Uzun, midi veya diz hizasındaki modeller tercih edilirken, aşırı kısa ya da vücuda fazla oturan tasarımlardan kaçınılıyor.
Sinemanın hafızalara kazınan polo sahası görünümlerinden biri, Pretty Woman filminde Julia Roberts'ın tercih ettiği kahverengi-beyaz puantiyeli elbise. Belden kemerle tamamlanan elbise ve aynı desendeki geniş kenarlı şapka, kostüm tasarımcısı Marilyn Vance'in imzasını taşıyor. Puantiyeler, Veuve Clicquot Polo Classic'te Nicole Kidman ve Priyanka Chopra tarafından da tercih edilirken, Kendall Jenner aynı etkinlikte pastel tonlarda çiçek desenli mini elbiseyle daha modern bir yorum sundu. Su mavisi, kum ve toprak tonlarından oluşan bu renk paleti, açık havada gerçekleştirilen etkinliklerin doğal atmosferiyle uyum sağlıyor.
Zamansız stil ikonlarından Prenses Diana da Cartier International Polo Match için altın düğmeli ve pilili, gökyüzü mavisi midi bir elbise tercih ederek klasik terzilik detaylarının — belirgin omuzlar ve kontrast yakalar gibi — polo sahası gibi rahat bir ortamda dahi zarif bir şekilde kullanılabileceğini gösterdi.
Kraliyet stilinin güncel temsilcilerinden Kate Middleton ise Royal Charity Polo Cup'a dönüşünde tercih ettiği uzun gingham desenli elbiseyle kusursuz bir görünüm sergiledi. Bu seçim, yarışları saha kenarından takip edenler için de zarif ve işlevsel bir alternatif sunuyor.
Ayakkabı seçiminde loafer, Friulane, slingback, sandalet ve alçak ya da orta topuklu modeller öne çıkıyor. Küçük bir çanta, minimal takılar ve daha iddialı bir görünüm tercih edenler için hafif eldivenler ise stile zarif dokunuşlar katıyor.
Bu stil anlayışının bir de belirgin bir Akdeniz yorumu bulunuyor ve bunun en güçlü adreslerinden biri Piazza di Siena.
2026 yılında Roma'daki bu prestijli binicilik organizasyonu, Uluslararası Binicilik Federasyonu'nun uluslararası takvimine dahil edilmesinin 100. yılını kutladı. Etkinlik, Checco Zalone, Maria De Filippi, Fabio Fazio ve Filippo Magnini gibi çok sayıda tanınmış ismi de ağırlayarak büyük ilgi gördü.
Etkinliğin patronu Matilde Gioli'nin tercih ettiği uzun, beyaz broderie anglaise elbise ise İtalyan ikliminin gerektirdiği hafif ve doğal terzilik anlayışının mükemmel bir örneğini oluşturdu.
Riding by the Sea, işte bu ruhu yarış pistinin denizle buluştuğu noktaya taşıyor. Bir tarafta özenle seçilmiş ceketler, zarif şapkalar ve etkinliğin ruhuna uygun ayakkabılar; diğer tarafta kum, deniz tuzu ve atlar...
Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, klasik binicilik zarafeti daha özgür, doğal ve Akdeniz'e özgü rahat bir karakter kazanıyor. Fieracavalli Riding by the Sea, böylece yalnızca bir binicilik etkinliği değil; spor, stil, yaşam kültürü ve deniz atmosferini aynı deneyimde buluşturan yeni nesil bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor.

Bize Ulaşın